İçeriğe geç
  • Dolar 49,5523
  • Euro 55,5676
  • Sterlin 66,1489
  • Bitcoin 4.042.264 ▼ %0,84

Sendikalar

Yalçın'dan COP31 Öncesi Adil Dönüşüm Çağrısı

Yalçın'dan COP31 Öncesi Adil Dönüşüm Çağrısı

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, COP31 öncesi Antalya'da düzenlenen programda iklim krizi ve dijital dönüşümün çalışma hayatına etkilerine dikkati çekerek, adil geçiş süreçlerinde sendikaların rolünün güçlendirilmesi ve çalışan haklarının korunması gerektiğini vurguladı.

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye'nin ev sahipliğinde kasım ayında Antalya'da gerçekleşecek olan COP31 zirvesi öncesinde, emek dünyasının ortak gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Yalçın, iklim krizi, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinde insanın, emeğin ve adaletin merkeze alınması gerektiğini belirterek, sosyal adaletin kendiliğinden oluşmayacağını, bu nedenle dönüşümün ekonomik ve toplumsal boyutlarının sorgulanması zorunluluğuna işaret etti.

Haberler.com'da yayınlanan habere göre, 'COP31'e Giderken Emek Dünyasının Ortak Gündemi' başlıklı programda konuşan Yalçın, iklim krizinin sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve ahlaki boyutları olan çok yönlü bir adalet krizi olduğunu ifade etti. Yalçın, "Bir taraftan iklim kriziyle karşı karşıyayız. Diğer taraftan dijitalleşme, yapay zeka ve otomasyonun üretim biçimlerini, istihdamı ve çalışma hayatını köklü biçimde yeniden şekillendirdiğini konuşmakla meşgulüz. Bugün yeşil ve dijital dönüşümün birlikte ilerlediği yeni bir dönemden söz ediyoruz. Bu dönüşüm önemli fırsatlar barındırıyor. Daha temiz enerji, daha verimli üretim, daha güvenli çalışma ortamları ve yeni istihdam alanları oluşturmak mümkün. Ancak bu gelişmelerin kendiliğinden sosyal adaleti sağlayacağını düşünmek çok büyük bir yanılgıdır. Çünkü teknolojinin ilerlemesi, insanların yaşam şartlarının kendiliğinden iyileşeceği anlamına gelmediği gibi, ekonominin büyümesi de refahın adil paylaşılacağı anlamına gelmemektedir. Dönüşümün yeşil olması da onun kendiliğinden adil olduğu anlamına gelmemektedir. İşte bu nedenle dönüşümün yalnızca teknolojik sonuçlarını değil, ekonomik ve toplumsal niteliğini de sorgulamak zorundayız" dedi.

İklim kriziyle mücadelede nedenlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, kalkınmanın sadece ekonomik büyüme olarak görülmemesi gerektiğini, insan onurunun korunması ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılmasının esas olduğunu dile getirdi. Emeği sadece bir maliyet kalemi olarak gören anlayışın doğal kaynakları da sınırsız girdi olarak değerlendirebileceğine dikkat çeken Yalçın, "Biz, emeği tüketerek zenginleşen bir ekonomi de, doğayı tüketerek büyüyen bir kalkınma modeli de istemiyoruz" şeklinde konuştu.

İklim krizinin sorumluluk ile maliyet arasındaki adaletsizlik boyutuna değinen Yalçın, tarihsel sorumluluğu yüksek olan gelişmiş ülkelerin düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde çevresel maliyetleri başka toplumlara yükleyebildiğini belirtti. Yalçın, "Ekonomik ve jeopolitik eşitsizlikler, yeni bir yeşil söylem üzerinden yeniden üretilmemelidir" uyarısında bulunarak, iklim adaleti için tarihi sorumlulukların, kalkınma hakkının ve küresel eşitsizliklerin dikkate alınması gerektiğini savundu. Bir ülkenin yeşil dönüşümünün başka bir ülkenin emek sömürüsüne dayanmaması gerektiğini vurgulayan Yalçın, mevcut bağımlılık düzeninin yerini başka bir bağımlılık düzeninin almaması gerektiğini kaydetti.

COP31'in Türkiye için hem sorumluluk hem de fırsat niteliği taşıdığını belirten Yalçın, iklim politikalarının sosyal adaleti güçlendiren somut sonuçlar doğurması gerektiğini ifade etti. Çalışanların, sendikaların ve toplumun farklı kesimlerinin karar alma süreçlerine aktif katılımının sağlanmasının önemine değinen Yalçın, sendikaların dönüşüm sürecinde söz sahibi olması gerektiğini vurguladı. Adil geçişin sadece teknoloji değişimi olmadığını, istihdamın, gelir güvencesinin ve insan onurunun korunması anlamına geldiğini belirten Yalçın, "Sanayi temiz teknolojiye geçerken emekçi işsiz kalıyorsa adil bir geçişten söz edebilir miyiz? Yeni yeşil işler oluşturulurken emekçi güvencesiz, düşük ücretli ve sendikal haklardan yoksunsa istihdam sayısındaki artışı başarı olarak kabul edebilir miyiz? Kamu kaynaklarıyla desteklenen yeşil yatırımların ekonomik getirileri belirli sermaye gruplarında yoğunlaşırken, maliyetleri emekçilere ve topluma yükleniyorsa burada nasıl bir adalet vardır diye sormak zorundayız. Adil geçiş, yalnızca enerji kaynaklarının ve üretim teknolojilerinin değişmesi değil; istihdamın, gelir güvencesinin, sosyal hakların ve insan onurunun korunmasıdır. Çalışanların yeni beceriler kazanmasının desteklenmesi, ortaya çıkan yeni işlerin insana yakışır nitelikte olması ve dönüşümün kazanımlarının adil bir şekilde paylaşılmasıdır" ifadelerini kullandı.

Yeşil ve dijital dönüşümde kamu hizmetlerinin korunmasının şart olduğunu dile getiren Yalçın, kamu çalışanlarının dönüşüm politikalarının uygulanmasındaki temel aktörler olduğunu hatırlattı. Yalçın, "İklim krizinin etkileri arttıkça güçlü kamu hizmetlerine duyulan ihtiyaç da artmaktadır. Kamu çalışanları, dönüşüm politikalarını uygulayacak, toplumun dayanıklılığını güçlendirecek ve vatandaşlara hizmet sunacak temel aktörlerdir. Bu nedenle kamu görevlilerinin mesleki kapasitelerinin geliştirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve yeni risklere karşı korunması, adil geçiş politikalarının ayrılmaz bir parçası olmak durumundadır. Kamu hizmetleri, yeşil dönüşümün önünde bir maliyet engeli değil, adil dönüşümün temel altyapısıdır. Aynı anlayış dijital dönüşüm için de geçerlidir. Yapay zeka ve otomasyonun sağladığı verimlilik artışları, çalışanların ücretlerine, sosyal haklarına, iş güvencelerine ve yaşam kalitesine de katkı sunmalıdır" dedi.

COP31 sürecinde sendikaların karar alma mekanizmalarında etkin rol alması gerektiğini tekrarlayan Yalçın, ulusal ölçekte adil geçiş ve sosyal diyalog mekanizmalarının oluşturulmasını talep etti. Bu mekanizmaların sadece istişare ile sınırlı kalmaması, politika yapımında somut işlev üstlenmesi gerektiğini belirten Yalçın, dönüşümün istihdama etkilerinin iyi analiz edilmesini, çalışanlar için mesleki eğitim ve iş güvencesi sağlanmasını istedi. Yalçın, "Sendikaların etkin biçimde temsil edildiği, ulusal ölçekte adil geçiş ve sosyal diyalog mekanizmaları oluşturulmalıdır. Bu mekanizmalar yalnızca istişareyle sınırlı kalmamalı; politikaların hazırlanması ve uygulanmasında somut işlevler üstlenmelidir. Dönüşümün istihdama etkileri iyi değerlendirilmelidir. Çalışanlar için mesleki eğitim, yeniden beceri kazanma, iş ve gelir güvenceleri sağlanmalıdır. Dönüşümün finansmanında sosyal adalet gözetilmeli, dar gelirli kesimler ve emekçiler muhtemel ekonomik riskler karşısında korunmalıdır. Kamu hizmetleri ve kamu çalışanları, adil dönüşümün merkezine yerleştirilmelidir. Yeşil ve dijital dönüşümün çalışan haklarına etkileri, toplu pazarlığın bir parçası haline gelmelidir. Emeği güvencesizliğe, yoksulluğa ve belirsizliğe itmeden gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak kadar adil bir ekonomik düzen, güçlü sosyal haklar ve insan onuruna yaraşır bir çalışma hayatı bırakmak da en temel yaklaşım ve sorumluluk olmalıdır. Unutulmamalıdır ki insanın merkeze alınmadığı bir kalkınma, gerçek anlamda başarıya ulaşamaz" şeklinde görüşlerini aktardı.

Programın ilerleyen bölümlerinde diğer sendika başkanları da söz alarak görüşlerini paylaştı. Etkinliğe Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ve KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da katılım sağladı.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…